5 Kasım 2014 Çarşamba

S*ktir Et / F*ck It




Kitabın Türkçe / Orijinal Adı: S*ktir Et / F*ck It
Yazarı: Jonh C. Parkin
Sayfa Sayısı: 196 / 104
Yayınevi: Arunas Yayncılık
İngilizceden Çeviren: Figen Kılavuz

Ben bu tarz kitaplardan pek haz etmediğim için mi yoksa başka bir şeyden mi bilemiyorum ama ben birçok kişinin bayıldığı bu kitapları beğenemedim. Her şeye 's*ktir edin' diyin diyor ancak bunu nasıl yapacağımız konusunda bize çok bir şey öğrettiğini düşünmüyorum açıkçası. Sizi rahatsız eden bir şey mi var, s*ktir edin. Peki ama nasıl? Bunu söylemeyi herkes biliyor zaten. Önemli olan bu kitabın bana bu sözleri söyleyebilmenin yöntemini öğretmesiydi ama ben öyle yaptığını düşünmüyorum.

İkinci kitabı arkadaşım hediye ettiği için okumuştum ama ona pek de okumak denemez. En fazla on dakika içinde bitirebileceğiniz bir kitap çünkü resimler ve altına düşülmüş notlardan oluşuyor. Bundan sonrada 's*ktir et terapi' diye bir kitabı daha olması lazım ama onu alıp okumaya değer bulmadım. Zaten seri olan kitapların çoğunun amacının ticaret olduğunu düşünüyorum.Bu kitapların ilk ikisinden de hoşlanmadığım için üçüncüsünü almadım.

Eğer size bir şeyler katacağını, hayatını değiştireceğini düşünüyorsanız bu kitaplara para vermeyin derim ama sadece merak ediyorsanız, çevrenizden güzel yorumlar aldıysanız, boş zamanınız varsa alıp okuyabilirsiniz ama bence buna gelene kadar birçok daha güzel kitap var.

Sevgiler :*

1 Kasım 2014 Cumartesi

Yaratıcı Zekanın Gücü / The Power of Creative Intelligence


Kitabın Türkçe / Orijinal Adı: Yaratıcı Zekanın Gücü / The Power of Creative Intelligence
Yazarı: Tony Buzan
Sayfa Sayısı: 160
Yayınevi: Epsilon Yayınevi
İngilizce'den Çeviren: Beyhan Kurt

Kahvelerinizi alın, bir yere oturun ve zekamızın ne kadar sınırsız olduğunu anlamak için bu kitabı okuyun. 

Bu kitap aslında insana beyninin her iki tarafını da kullanmaya başladığında ne kadar sınırsız bir hayal gücüne sahip olabileceğini ve her şeyi yapabileceğini anlatıyor.Sol veya sağ beyinli olduğunu düşünen insanların aslında ikisini de kullanması gerektiğini; asla müzisyen,ressam,yazar olamayacağını düşünen bir insanın ne kadar yanıldığını; insanın isterse her şeyi yapabileceğini gösteriyor. Kitabı kilerdeki dolabın içinde bulduğumda o kadar ilgimi çekmemişti ve köşeye koymuştum. Okumamak için bahaneler üretiyordum ama bir akşam dayamayarak okumaya başladım. İlk sayfadan itibaren beni öyle büyülü bir dünyanın içine çekti ki elimden bırakamadım. Resimden de anlaşılacağı üzere kitabı okuya okuya yıprattım. Ne zaman bir işi başaramayacağımı düşünsem açıp bu kitabı okudum. İçindeki taktikleri kullandım. Kendime zekamın sınırsız olduğunu, sadece sayısal ya da sadece sözel düşünemeyeceğimizi hatırlattım. Bu kitap bana sadece bir şeyler öğretmedi, öğrettiği şeylere inanmamı da sağladı. 

Eğer hâlâ bir şeyleri başaramayacağınızı düşünüyorsanız bu kitabı okuyun ve  bir kez daha düşünün.

"Zihin Haritası oluşturmaya başladığınızda, siz de düşüncelerini gözle görülür hale getirmek, böylece disiplinlerine doğru yaratıcı adımlar atmak üzere Zihin Haritası'nın temel unsurlarını kullanan büyük dahiler grubuna katılacaksınız."


Yazarın tembelliği bile yaratıcı zekanın ürünü olarak görmesi beni büyüledi diyebilirim. Olaylara yeni bir açıdan bakmaya başladım. Birçok insanın yakındığı tembelliğin aslında hayal gücünün yoğun kullanımıyla alakalı olduğunu öğrenmek bile ön yargılı olmamam gerektiğini bana bir kez daha hatırlattı. 

Eğer sizde benim gibi kişisel gelişim kitaplarına, hayal gücünün kullanımıyla ilgili konulara ilgiliyseniz demeyeceğim çünkü bu türleri sevmeyen bir insanın bile bu kitabı seveceğini düşünüyorum. 

Sevgiler :*


30 Ekim 2014 Perşembe

Abartılı Yalanlar Aceleci Duvaklar / Tall Tales And Wedding Veils




Kitabın Türkçe / Orijinal Adı: Abartılı Yalanlar Aceleci Duvaklar / Tall Tales And Wedding Veils
Yazarı: Jane Graves
Sayfa Sayısı: 332
Yayınevi: Özgü Yayıncılık
İngilizceden Çeviren: Selim Yeniçeri


Vegas'ta bir tesadüf sonrası kutlama yapmaya giden Heather ve Tony'nin başına gelenleri okuyoruz bu kitapta. Kitap romantik komedi tarzındaydı ve benim çok hoşuma gitti. Konuşmalar, yazılan cümleler öyle özenli düşünülmüş, öyle güzel yazılmıştı ki kitabı iki üç kere baştan okudum ve bu kitabı henüz almamış olan herkese tavsiye ettim. Kitabın içeriği hakkında çok şey anlatmak istemiyorum çünkü her bir sayfayı benim gibi acele acele çevirerek okuma zevkini yaşamanızı istiyorum. Gerçi bir süre sonra kitap bitmesin diye sayfaları çevirmek bile istemeyeceksiniz çünkü kitap bitmesini istemeyeceğiniz kadar güzel.

Tony ve Heather'ın arasında herkesin en azından bir kez olsun hayalini kurmuş olduğunu düşündüğüm tarzda; hem eğlenceli hem de tutkulu bir ilişki var. Başta birbirlerinden uzak olduklarını düşünmeleri, farklı dünyaların insanları olduklarına inanmaları bile beni rahatsız etmedi. Yazarın dilinin ustalığına bağlıyorum bunu. 


"Neden bizim gibi kadınlar öyle erkeklerle asla birlikte olamaz?"
"Çünkü biz üç rakamlı IQ'ları olan kadınlarız."


Kitabın ortasında neler olacağını, bir olaydan sonra neyin gelip gelmeyeceğini tahmin bile edemeyeceksiniz diyemem ama zamanınız varsa, bir pazar gününü keyifli bir kitaba ayırmak istiyorsanız almanız gereken bir kitap. Sizi içine çeken bir atmosferi ve çok eğlenceli iki aşığı var.

Elinizde hâlâ bu kitap yoksa alıp okumanızı tavsiye ederim.

Sevgiler :*

26 Ekim 2014 Pazar

Çirkinin Aşığı / The Raven Prince




Kitabın Türkçe / Orijinal Adı: Çirkinin Aşığı / The Raven Prince
Yazarı: Elizabeth Hoyt
Sayfa Sayısı: 378
Yayınevi: Pegasus Yayınları
İngilizceden Çeviren: Fulya Gümüşpala Teke
Seri Adı: Prens Serisi 1
Seri sırası: Çirkinin Aşığı / Kalbimi Sana Verdim / Bir Aşk Masalı / Buz Prenses


Çoğu insanın benim gibi bayılarak okuyacağı, her sayfası incelikle işlenmiş, insanı hem heyecanlandıran hem de hüzünlendiren bir aşk romanı Çirkinin Aşığı. Benim en sevdiğim roman olmaya da aday. Birbirini sevip kavuşmamakta direnen ve bu sırada da birçok eğlenceli konuşmaya zemin hazırlayan aşıkları seviyorsanız bu kitap tam size göre. Ben hem tarihi hem de atışmalı aşıkların olduğu romanları çok sevdiğim için bu romanı da Anna Wren ve Edward De Raaf arasındaki, insanı soluksuz bırakan aşk sayesinde sevdim.

Kont suratını astı. "Talihsiz bir fahişe, demek istiyorsunuz herhalde! Siz delirdiniz mi?"
Kont, Anna'nın tahmin ettiğinden çok daha kızgındı. "Onun adı Pearl."
"Pek güzel," dedi, kendisini masadan şiddetle geri iterek. "Mahlukla yakın ilişkiler içindesiniz."
"Onun bir mahluk değil, bir kadın olduğunu belirtmek isterim."

Sürekli yakışıklı erkek, muhteşem kadın ikilisini anlatan romanlardan farklı olarak Edward'ın çirkin biri olarak tasvir edilmesi beni asıl etkileyen nokta oldu. Yazarın erkeği ya da kadını mükemmelleştirmek gibi bir çabası yok. Üstelik karakterlere kusurlar ekleyerek onların daha gerçekçi görünmesini sağlamış. Edward'ın bütün o kaba görünüşü altındaki düşünceli hali ve Anna ile yaptığı konuşmalardaki cümleleri ister istemez sizi etkileyecektir.  Edward'ın bütün düşüncelerini rahatça dile getirmesi ve çoğu zaman küfürlü bir dil kullanması, Anna'nın dışarıdan hanım hanımcık bir dul olarak görünmesi ama aslında tutkularının peşinden koşması ve zamanı geldiğinde aşkına sahip çıkması iki karakterinde benim gözümde yücelmesini sağladı. Her bölümün başına Kuzgun Prens masalından bölümler konulmuş olmasına ise bayıldım. Her bir bölümün başını masal sayesinden daha bir heyecanla bekledim sanki.

Yazarın dili o kadar akıcı, o kadar incelikli ki kitabı bir solukta bitiyorsunuz. Kitabın, okuduğunuz ilk sayfadan itibaren özenle düşünülmüş, büyük bir tutkuyla yazılmış olduğunu anlayacaksınız.

Henüz bu kitabı okumadıysanız gidin alın, alın, alın. Keyifle okuyacağınızdan eminim.

Sevgiler  :*