Kitabın Türkçe / Orijinal Adı: Grinin Elli Tonu / Fifty Shades of Grey
Yazarı: E. L. James
Yayınevi: Pegasus Yayınevi
İngilizceden Çeviren: Sevinç Seyla Tezcan
Sayfa Sayısı: 576
Çok yakında serinin ilk kitabının filmi vizyona girecek olduğu için bu hafta en sevdiğim serilerden birini yorumlayayım dedim. Normalde seri kitaplardan hoşlanmam ama bu kitabın öncesinde bir internet sitesi üzerinden yazılması dolayısıyla herhangi bir ticaret amacı güdemeyecek olduğunu bildiğimden bu seriyi seviyorum ve bu kitap hakkında fazla objektif davranamayacağımı belirtmek istiyorum çünkü kitaplar gerçekten benim listemde yukarı sıralardalar.
Kitabın dili pek iyi değil ancak bu yazarımızın ilk kitabı olduğu için fazla betimleme yapılmaması; açıklamalı, ayrıntılı bir dili olmamasını ben mazur gördüm. Bazı duyguları ya da olayları tam anlayamadım açıkçası, kitap kadının ağzından anlatılmasına rağmen aşkın erkek tarafından daha çok yansıtıldığını söyleyebilirim. Belki de kız karakterden hoşlanmadığımdan olsa gerek.
Kitabımızın erkek karakteri; fazlasıyla kontrol manyağı, hayatı boyunca herkese ve her şeye hükmetmiş, çok güçlü, pozisyonundan emin ve değişik zevkleri olan bir adam Bay Grey. Kitabın kadın karakteri Anastasia ile bir şekilde tanışıyor ve bu değişik zevklerini Anastasia ile yaşamak istiyor. Anastasia ise adamın hayat tarzına ve hükmediciliğine tamamen ters, dik başlı bir karakter. Bay Grey'in yaşam dengesini terine çeviriyor ve onu kendi yaşamına uydurmaya çalışıyor.
Genel olarak konu bu. Şimdi benim neyi sevip nelerden nefret ettiğime gelelim.
Öncelikle bu kadar değişik ve ilgi çekici bir erkek karakterin anlatılması hoşuma gitti ama ben bunun kitapta güçlü bir şekilde anlatılabildiğini düşünmüyorum. Christian'ın Anastasia'yı hükmü altına alamayışı hikayenin asıl olayı olabilir ama bence Anastasia hemen pes edip kaçmamalıydı. Beni en çok rahatsız eden şey kesinlikle bu oldu. Tuğla gibi üç kitap yazıyorsun ama adam daha ilk kitabın ortasında kızın hükmü altına giriyormuş gibi geldi bana. Üstelik BDSM ağır bir şekilde de anlatılmıyor. Bana göre adamın daha sert olması, bu hayat tarzından daha çok kesit anlatılması ondan sonra her şeyin tersine dönüşünün anlatılması gerekiyordu. Anastasia'nın diğer üç kitap boyunca hep kendi ayakları üstüne durmaya çalışması da beni biraz rahatsız etti. Adamdan bütün dünyasını değiştirmesini istiyor ancak kendisi bir adım bile gelmiyor. Çok pasif ama aynı zamanda güçlü bir karakter oluşu bana dengemi şaşırttı resmen.
İki farklı yaşam tarzını birleştirmesi, böyle bir şey benim başıma gelirse ne yapardım acaba diye düşündürmesi hoşuma gitti ancak dediğim gibi kız karakterin bu kadar fazla dik başlı oluşu, her şeyi adamın yapışı beni pek memnun etmedi.
Genel olarak kesinlikle sevdiğim bir kitap. Sadece küçük detaylara girildiği zaman benim haz etmediğim birden fazla nokta oldu ama kitap benim için her zaman Christian'ın aşkı için her engelle baş ederken masum bir çocuk kadar sevgiye muhtaç olması yüzünden listemde üst sıralarda kalacak.
Eğer cinsellik yüklü kitaplar hoşunuza gitmiyorsa bu kitap kesinlikle sizin için iyi bir tercih olmayacaktır. eğer vaktiniz varsa, erotizm unsuru sizi rahatsız etmiyorsa ve güzel bir romantik kitap okumak istiyorsanız bu kitap ve seri tercihiniz olabilir.
Serinin bütün kitapları benim favorimdir.
Sevgiler :*